banner2

Kovid-19’un Türkiye’ye faturası

Türkiye'de ilk vaka görülen 11 Mart 2020'den bu yana Kovid-19 hastalığının Türkiye’nin sağlık ekonomisine 12 aylık toplam yükü 3,7 milyar lirayı geçti

Kovid-19’un Türkiye’ye faturası
banner24

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin ortaklaşa yaptığı çalışma ile 11 Mart 2020’den bu yana Türkiye’de resmi vakaların görüldüğü Kovid-19 pandemisinin hem sağlık sistemi üzerinde hem de ekonomik boyutta ülke ekonomisine yükü gözler önüne serildi.

Sağlık sistemine olan yükün etkilerini azaltmak için tedbirler son 1 yıldır dönem dönem değişirken, ek fatura 3,7 milyar TL olarak açıklandı.

Hastalığın ağırlaştıkça maddi ve manevi yükünün arttığı görülürken, dün Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamalarına göre Türkiye’de 1 yılda 30 bine yakın vatandaş hayatını kaybederken, toplam vaka sayısı 3 milyona yaklaştı. Aşılamaların dünya çapında devam ettiği dönemde Türkiye’de 11 milyona yakın vatandaş Kovid-19 aşısı oldu.

Konuya ilişkin araştırmanın tamamı şu şekilde:

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Kovid-19 hastalığı ile mücadele ve aşılama çalışmaları sürerken, hastalığın test, tanı ve tedavisi için yapılan harcamaların sağlık bütçesine olan yükü de ortaya çıkmaya başladı. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin Gilead’ın desteğiyle yürüttüğü “Kovid-19 Tedavisinin Ekonomik Yükü’’ araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, Kovid-19 hastalığının direkt tıbbi maliyeti, Türkiye’nin sağlık faturasına 1 yılda 3,7 milyar liralık ek yük getirdi.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak ve Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Simten Malhan’ın birlikte yürüttüğü araştırma Kovid-19 hastalığının Türkiye için ekonomik yükünü tespit etmeyi amaçladı. Araştırmada, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 16 Mart- 31Temmuz 2020 tarihleri arasında tedavi gören 1056 Kovid-19 hastasının gerçek hasta verilerinden yola çıkılarak, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı hasta verileri ve hasta başına düşen test, tanı, tedavi harcamaları değerlendirildi.

KOVİD-19’UN SAĞLIK SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ YÜKÜ

Türkiye’de Pandemi ile ilgili tüm sağlık harcamaları devlet tarafından karşılanıyor. Araştırmaya göre, Kovid-19 nedeniyle yatarak ve ayaktan tedavi alan hastaların toplam tedavi maliyetinin devlet sağlık harcamalarında %2,0 ve SGK sağlık harcamalarında %3.8’lik bir oranı oluşturduğu tahmin ediliyor.

Türkiye’nin Kovid-19 pandemisinde dünyada en yüksek sayıda vakanın gözlendiği 9. ülke olduğu belirtilen araştırmada, “Elde edilen sonuçlarla pandeminin birinci yılında ülkemize olan direkt tıbbi maliyet yükünü tahmin etmeye çalıştık. Pandeminin gerçek toplam maliyeti şüphesiz direkt tıbbi maliyetlerinin önemli ölçüde üzerindedir. Ancak, sadece sağlık hizmet sunumuna getirdiği ilave ekonomik yükün toplam sağlık harcamasının %2,0’si kadar olduğu öngörülmektedir. Tedbirlere rağmen bir yıl içindeki dalgalı vaka sayıları Türkiye’ye önemli bir ekonomik yük ve aynı zamanda sağlık kuruluşlarına, sağlık çalışanlarına maddi ve manevi yük oluşturmuştur” denildi.

AMAÇ KOVİD-19 HASTALIĞININ TIBBİ YÜKÜNÜ ORTAYA KOYMAK

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak, “Araştırmanın, Kovid-19’un Türkiye’nin sağlık sistemine getirdiği planlanmamış maliyeti göstermesi açısından çok önemli bir çalışma olduğuna inanıyorum” dedi. Bu araştırmanın yalnızca direkt tıbbi maliyetlere odaklandığını ve bu sonuçların buzdağının görünen yüzü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Fehmi Tabak, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘‘Dolaylı maliyetlerin daha da artmasını önlemek için Kovid-19’un sağlık sistemine yükünü hafifletmemiz gerekiyor. İlk adım elbette aşılama. Sistem üzerindeki yükü hafifletmek için hastanede yatış sürelerinin kısaltılması ve hastaların en kısa sürede taburcu olmalarının sağlanması bir diğer önemli öncelik olmalı.

Pandemi sürecinde hekim kontrollerinin ertelemesi gibi nedenlerle hepatit gibi birçok bulaşıcı hastalığın taraması yapılamadı. Bir örnek vermek gerekirse, Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2020 yılında Türkiye’de HIV tanısı alan kişi sayısı 2019 yılına kıyasla %62 azaldı. Dolayısıyla Kovid-19’un önümüzdeki yıllarda toplum sağlığı ve sağlık sistemine uzun vadeli yükünün görünenden çok daha yüksek olduğunu görebiliriz.’’

Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Simten Malhan da, araştırmanın yöntemini şöyle anlattı:

“Araştırmayı yürütürken, Kovid-19 hastalığının Türkiye sağlık sistemine olan ek maliyetini ortaya koymak için sadece test, tanı, tedavi, ilaç gibi direkt tıbbi maliyetler dikkate alındı. Önce hasta başı direkt tıbbi maliyetler bulundu, sonrasında Kovid-19 tanısı alan tüm hastalara genellendi. Hasta başı direkt tıbbi maliyetleri hesaplamak için, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nin gerçek hasta verileri ve Türkiye’ye genellemek için Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan günlük Kovid-19 hasta verileri kullanıldı. Tüm dünyada olduğu gibi hastalık hakkındaki belirsizlik, kişilerde gösterdiği farklı etkiler, organ tutulumları ve hastalığın şiddeti pek çok dolaylı maliyete de neden oluyor. Ölüm, sakatlık ve işgücü kaybı oldukça önemli bir hastalık yükü olarak kabul ediliyor. Bu maliyetler de göz önüne alınırsa Kovid-19’un sağlık alanında Türkiye’ye ekonomik yükünün bu araştırmada hesaplanandan çok daha fazla olduğu görülecektir.”

HASTALIĞIN ŞİDDETİ YÜKSELDİKÇE TEDAVİ MALİYETİ ARTIYOR

• Araştırma için verileri değerlendirilen 1056 hastanın; %55’i erkek %45’i kadındı.
• Hastaların ortalama yaşı 56,6 olarak belirlendi.
• Sadece serviste sağlık hizmeti tamamlayanların oranı %84,6, yoğun bakımda yatanların oranı %15,4 oldu.
• Hastaneye başvuranların hastalık şiddetleri asemptomatik %5,9, hafif %17, orta %41,2 ve şiddetli %36 oranlarında tespit edildi.
• Hastalığın şiddeti arttıkça maliyetlerin de arttığı tespit edildi. Şiddetli Kovid-19 hastalarında ortalama maliyetler, belirti göstermeyen, hafif şiddetli ve orta derece şiddetli Kovid-19 maliyetlerinden çok daha yüksek gerçekleşti.
- Orta şiddetteki hastaların, hastanede ortalama 8,6 gün kaldığı, bu sürenin 51 güne kadar uzadığı görüldü. Orta şiddetteki bir hastanın ortalama maliyeti 8.791,1 TL olarak hesaplandı.
- Hastalığı şiddetli geçiren hastaların ortalama yatış gün sayısı 10,8 gün oldu. Bu hastaların yoğun bakım tedavi süresinin 93 güne kadar uzadığı gözlendi. Bu hastaların ortalama hasta maliyeti 13.405,9 TL olarak hesaplandı.
- Oksijen tedavisi ile birlikte yoğun bakım hizmeti de alan şiddetli hastaların ortalama yatış gün sayısı 17,3 gün oldu. Bu hastaların ortalama hasta maliyeti ise 30.257,3 TL olarak hesaplandı.
• Hastaların %43’ünde eşlik eden hastalıklar bulunmakla birlikte, bu hastalıklar arasında ilk sırada %23,9 oranında hipertansiyon, sonrasında sırasıyla %13,6 diyabet, %9,1 astım, % 8,1 iskemik kalp hastalığı ve %7,6 kanser olduğu tespit edildi.
• Hastaneye yatan tüm hastalar arasında ölüm oranı %9,5 olarak tespit edildi.

ARAŞTIRMA NASIL YAPILDI?

Araştırmayı yapan bilim insanları 16 Mart-31 Temmuz 2020 tarihleri arasında, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören 1056 hastanın ortalama maliyetini hesapladı. Ortaya çıkan hasta başı maliyet rakamını pandeminin başlangıcından bu yana Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan analiz yapılırken açıklanmış toplam hasta sayısı ile çarparak 11 aylık maliyeti, buradan projekte ederek de 12 aylık Kovid-19 hastalık maliyet yükü rakamına ulaştılar.

Araştırmaya göre, 11 aylık sürede toplam 2 milyon 477 bin 463 hasta yatarak ve ayaktan tedavi gördü. Bu hastaların ülkemize direkt tıbbi maliyeti toplam 3 milyar 433 bin TL oldu. 11 aylık verilerden yola çıkılarak Kovid-19’un 12 aylık direkt tıbbi maliyet yükü ise tahmini 3 milyar 745 bin TL olarak hesaplandı. Maliyet yükü araştırması yapılırken sadece test, tanı, tedavi, ilaç gibi direkt tıbbı maliyetler dikkate alındı.

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2021, 20:13
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER